İsterik Sevdalar

1/3/2009 · Kategori: Siir

İsterik Sevdalar

 

Ve bir sabah leyli kalktığımda kendiliğimden

Adına uyanmadığımı fark ettim, yoktun!

Herhangi bir yokluk gibi öylesine değildin

Acı bir tattı damağımda oturan

Lal olmuş bir uyanıştı bu leyli

Sonbahar bu kadar acımasız olmamalı

Nasıl kıyılırdı böylesine bir masumiyete

Hain bir kasıttı bu leyli, hata değil…

 

Hiçbir kimsemiz yokmuş senden başka

Gittiğinde anladım “biz”den…

Seviyordum oysa leyli sana uzanmayı

Saçlarına yumak yumak olup akmayı teninden

Kilitli bir sevda türküsüydük biz leyli

Dudaklarımız kıpırdanmasız bir eylemde

Sessizlik bir aşk kefeni bizde

Kendiliğimizi nerde kaybettik leyli

Bulamıyorum…

 

Nasıl severdim başka bir bakışı

Senin gökyüzündü benim özgürlüğüm

Senden biliyordum ben çocukluğumu

Hatıralarına sahiptim senliliğin

İsimsiz bir kefaret verildi ayrılığıma

Şimdi ben nasıl olabilirdim leyli

Sen yoktun, ayrılığın ağırdı…

 

Kısa bir not; gidiyorum!

Nasıl bir yangındı bu leyli içine itildiğimiz

Koca bir aşk bir kelime kadar mıydı?

Sen söyle yüzümün çizgileri leyli

Böyle bir ayrılığın hangi lisanda yeri vardı…

 

Sabah olmasın leyli, sen yoksan

Gitmek için geldinse, olmasın visal

Olmayacaksan benim, ne işe yarar ben olmak?

Savrulduğum uçurum değil dizlerinin dibiydi leyli

Kapaklandığım yüzüstü gözyaşlarım, kan revan

Bilmiyorum leyli götürdün, her şeyimi belki ondan

Bir nedeni olmalı bunca yalnızlığımın…

 

Cinayetler işliyorum artık leyli

Her gün öldürmeye çalıştığım sen

Her gün öldürdüğün ben

Tüm suçlarını üstleniyorum leyli, senden kalan…

 

Izdıraplar artık faydasız leyli

Ben artık sarhoş olamıyorum

Olamıyorum senden başka hiç bir şeyin

Bilmem niye ama leyli, bilmiyorum niye

Ben, senden başka kimsede kalamıyorum…

 

Rahat bırak artık gecelerimi leyli

Bırakta biraz seninle kalayım

Saçların var hala içimde ilmek ilmek

Gözlerin bir gökyüzü türküsü içerlemişliğimle leyli

Ben artık ummadan, ağır seviyorum…

 

Mustafa ÜNAL

S.H.M.Y. O/Konya

27.12.08

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

İltica

1/3/2009 · Kategori: Siir

İltica

 

Karanlık dehlizlerinden yürüdüm hep hayatın

Uçurumlar son duraklarımdı

Bir serserilik belasındaydı başım

Uzak, karlı dağlar kadar özgürdüm

Ve bir o kadar yalnız kendi tekilliğimde…

 

Semavi bir var oluş gibiydin

Bilinmezlikten gelip çökmüştün içime

Bildiğim tüm her şeyin üstüne.

Anladığım, anlamadığım ne varsa bir kenara bırakıp

Şimdi seni kanıksamaya uğraşıyordum…

Ellerin, gözlerin, saçın vardı hep aklımda

Duruşun vardı bir rüzgâr esintisi gelişi hayalinin

Gitgide artan bir çoğunlukla adın adımı geçmekte idi bende

Onca zaman bir başına iken tüm masallarda

Artık sana iltica ediyordum…

Sana kaçıyordum tüm bu çaresizliklerden

Sana sığınıyordum gecelerin hiddetinden

Avuçlarının arasında yok olmak istiyordum.

Sızılarım vardı onca zaman şiirlerimde biriktirdiğim

Üç yalnızlığın bir kalabalık etmediği vakitlerden beri

Ben kaçıncı yalnızlıktayım, hatırlamıyorum…

Dağılmıştım varlığınla, ateştim artık

Artık sende var olabilmeyi umuyordum

Umarsız yaralar açıyordum her gece içimde

Daha çok yakmak için canımı şarkılar dinliyor

Aynı nakaratlarda ağlıyordum kan revan boyunca

Ve ben artık sensizlikten sana iltica ediyordum…

Özlemeye başladığımda özgürlüğü

Kendimi yeni bir sen zindanına atıyordum

Yeniden saçlarını prangalıyordum içime

Yeniden dağlıyordu gözlerin gözlerimi

Ki bitmesin di bu esaret bu rüyada

Ki bitmesin di sızısı ellerinin tenimde…

Artıklarını topluyordum senin geçtiğin yolların

Haramisiydim senden kalanların

Heybeme tüm senliliği toplamıştım

Ellerimle öldürmüştüm sensizliği

Kanlı ellerimle şimdi ben sana

Hiç bilmediğin bir duada iltica ediyorum…

 

Kaçıncı ayrılığıydı bu yaşadığım zamanın

Hangi uçurtmanın kanadına kalmıştı yine hayaller

Sen yoktun, gitmiştin, belki hiç gelemeyecektin

Ve ben sana artık her gece yeni bir ölümle doğup

Yine, yeniden iltica ediyordum…

 

Mustafa ÜNAL

18/11/08

S.H.M.Y.O/Konya

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

...........

1/3/2009 · Kategori: Siir

...........

 

İçimde uyur tüm sakinliklerin sevgili

Gel beraber ölelim bugün.

Bırakalım artık peşinden gitmeyi doğan güneşin

Gel sen beni dinle, ölelim…

 

Kar yağıyor bak sevgili

Her yana serpilmiş beyaz zemheriler

Kır çiçekleri açardı eskiden gözlerinde

Kardelen yurduydu içimiz

Yok, artık biliyorum kimse eskisi gibi değilse de

En azından bugün beraber ölelim gel sevgili…

İçimde ayaklarının tıkırtısı gezer

Oynadığımız oyunların heyecanı hala sıcak içimde

Elimden tuttuğun ilk günü hatırladım yine bugün

Ağlayamadım sevgili, öldüm…

 

Ertelenmiş acıların çaresi neydi sevgili, hatırlıyor musun?

Ben artık göremiyorum yüzümü aynalarda

Hepsi gitmiş yüzümdeki çizgilerin

Boş bir kalabalık içimden dışarıya akan

Bilmiyorum yarın ne olacak, nasıl doğacak yazgım ama

Gel bugün beraber ölelim sevgili…

Çoğu zaman anlamazdık sebebimizi

Anlamadan, kovulurduk biz olabilmekten

Sıra dışı değildi bu, sıradanlaşmaktı

Ne olur artık biraz dur, vurma dudaklarıma

Kan soluyor artık saçların içimde

Kim biliyor hangi gün öleceğimizi bilmiyorum da

Gel biz bugün ölelim, sevgili…

 

Ne fark eder ki şimdi ya da sonra

Hepsi aynı şarkının nakaratı değil miydi?

Ben nasılsa ölüyordum her gün bir başıma

Acılarımı mezar taşı yaptırdım sevgili

Üstüne gözlerin yazdırdım, bilinsin neden öldüğüm

Bilirsin sevgili kendime hiç ağlamamışsam da

Gel bugün biz beraber ölelim…


Mustafa ÜNAL

S.H.M.Y.O/Konya

 

?/?/08

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Gece Yağmurları II

1/3/2009 · Kategori: Siir

 

Gece Yağmurları II

 

Cesetler yürür gözlerimden, içindeyim

Iskaladım, zamanlardan geçmişindi, yorgundum…

 

Bir intizardı bana bıraktığın onca kimselikten

Bir lanet, büyüydü beni sana ağlayan

Duraksız bir gözyaşı treniydik biz, biliyordum

Son durak, yolculuksuzluktu…

Kalemler ıssız kalmakta çöllerimde

Sakladığım rüyalarımı, artık göremiyorum

Her sabah ben aynı oyunda oyuncu, gidiyorsun…

Mızraklar dolusu batıyorsun içime

Kefenlerimi rafa kaldırdım

Gömemiyorum seni artık, yetemiyorum

Kendi karanlıklarım boğuluyor artık

Benim hükmünde olan ne varsa içimde

Gün geçtikçe, kanların kızıllığı gibi

Daha çok sana benziyorum…

 

Zifiri bir kırılganlık var sana içimde

Her yanımdan sen damlıyorsun

Seni taşıdığım adımlarım hep geriye

Ben senin geçmiş den geçemiyorum, tutuksuzum…

Zannedilen bir son yazılmaya çalışırken yazgılarımda

Kırılmıştı kalemi ızdırabın, artık bulunamıyordum

Kaçaktım kendimde, kendimden sana koşuyordum

Adım adım yaklaştıkça gözlerinin ferine

Ben hep aynı sonun uğurlanışında

Yoksun…

 

Sarmalı mıydım seni kanayan tüm yaralarıma

Ancak kanıma bulandıktan sonra düşünebiliyordum çarelerimi

Ben sana mecbur değildim sansam da kimi zamanlarda

Krizlerimin tek dozuydun sen, ağlayamıyordum…

İçin için yersizleşmekte kelimeler

Anlamını sıyırmakta tırnaklarımdan yokluğun

Ben seni kırk bin düğümle bağlamıştım içime

Şimdi kırk bin makasla kesemiyordum

Yani sen bana ne yapmıştın, anlamıyordum…

Karmaşık bir cümleden sonrasında

Hiçbir özne senden fazla değildi

Herhangi bir fiilde ben yoktum

Tüm eylemler sana, tüm tamamlamalar senindi

Ben sadece kurulmuştum, siliniyordum…

 

Unutmamıştım adını, onun sahibiydim

Geride kalanları içimdeki sana sattım, katlanmıyordum

Baharlar artık yeterince açamıyordu kırmızıyı

Ben hep karanlık duasında bir çöl gibi

Kendimi sende yokluyorum, ansızın kuruyorsun

Bir iyilik yapmayı geçiriyorum içimden kimi zaman

Kendimi kendimden öldürüyorum, ağıt yak şimdi gecelerce

Ben artık kendimden, sana, izinsiz gidiyorum…

 

 

Mustafa ÜNAL

05.01.09

 

S.H.M.Y. O/ Konya

 

Nereye gidiyordum ki, tüm yollar sanaydı. Ben artık hatırlamasam da kaçıncı miladındayım, ben artık çok üşüyorum…

 

 

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Gece Yağmurları

1/3/2009 · Kategori: Siir

 

 Gece Yağmurları

 

 

Kalabalıklarda, unutuyorum artık

Issızlığımı kadehledim, ölüyorum…

 

Yollar, sızılar, düşüyorum

Sus bir elif gibi hayatta

Her susuşunda, yeniden başlıyorum.

Kırılgan bir dokunuştuk biz

Kırlangıçlar, sonbaharlar kadar hazin

Şimdi hangi aralığın sonrasındayız, kirlenmiştik…

Ayrılık, hiçbir kitapta çaresi olmayan büyü

Kimdi aramıza saçlarını ören

Kimdi gözlerimizi bağlayan

Biz hangi ufka teslimdik ki, üşüyorduk…

 

İçimde susan bir kent var sana

Sana susayan bir kent sokak sokak

Faili meçhul ızdıraplar dolanır içinde

Ben her köşe başında, yeni bir ayrılık…

Karanlık düşler doğurganlığında

Bir bekleyiş çetelesi her yanım

Sayılı zamanların içinde kaybolan

Sayısız unutmalar, düşkünlükten…

Nasıl bir çiviydi seni içime çakan

Hangi kalem hangi yazgı seni böyle benden kılan

Henüz daha kendiliğimde bile olamamışken

Sende ne çok yaşlanmışım…

 

Taşınabilir acılar uydurdum kendime

Nereye gitsem, nereden gelemesem benimle oluyordun

Tali bir yoldu bu seninle yürüdüğümüz

Hiçbir kestirme bize götürmüyordu

Hiçbir yol yoktu, ayrılık…

Ellerinin izleri var hala

Nereye dokunsam, yanılıyorum

Bir mezarlık hatırası sanki gözlerin

Baktıkça, korkuyorum…

 

Ben gidilmiş bir liman kucağından

Sarılamamış birçok bahar ardımda

Kalbimi kalbinin ucuna yasladım, titriyor ellerim

Ardından bakıp durmakta onca hatıram

Resimlerinin bıraktığı boşluklar içimde

Sen bilmiyorsun ki, ben hep ölüyorum…

 

Hiçbir ızdırap senin kadar dokunmadı içime

Unut deme bana, unutmam!

Nasıl gittin, neredesin, bilmiyorum

Aslımı kaybettim ben sende

Yaşanılmamış ne varsa sende yaşadım, acı, ızdırap…

Her gün bir ceset bıraktım yollarına

Dönmeyi dilersen beni bul diye

Hep dikenler ekiyorum dokunduğun yerlere

Kanamak hoşuma gidiyor sende, acımıyorsun…

 

Beni bırakma demiştim sana

Senden daha çok sen kalırım ardında

Seni senden çok yaşarım, katlanamazsın…

Şimdi ben bir beddua ardına sığındım

Eyvallah deme yok, sadece gidiyorum…

 

Mustafa ÜNAL

03.01.09

 

S.H.M.Y. O/ Konya

 

Karlara teslim olmaktasa, ölürüm sensiz…

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::